Kuran-ı Kerim kategorisindeki tüm yazılar aşağıda listelenmektedir. Düşünsel yolculuğunuza buradan devam edebilirsiniz.

Bazı sureler bir öğretiden çok bir tesellidir; insanın en karanlık ânında omzuna konan bir el gibidirler. Duhâ ve İnşirah, işte böyle iki suredir. Rivayet odur ki bir süre vahiy kesilmiş, Peygamber derin bir kaygıya, terk edilmişlik hissine kapılmıştı; sanki gökyüzü suskunlaşmış, kapı kapanmıştı. Bu iki sure, tam o suskunluğun ortasına doğar ve şunu söyler: Sen sandığın gibi terk edilmedin; bu gece, bir kızgınlığın değil, bir hazırlığın gecesidir. Gelenek de bu iki sureyi bir çift olarak, arka arkaya okur; çünkü ikisi tek bir nefesin iki hecesi gibidir. Biz de öyle okuyacağız: Karanlığın neden gerekli olduğunu, ve her sancının içinde nasıl bir sabahın gizlendiğini.

Kur'an'ın en çok okunan suresi, aynı zamanda en az durup düşünülenidir. Günde kırk kez dilimizden dökülen bu yedi ayeti, çoğu zaman bir alışkanlığın hızına kurban ederiz; ezbere bildiğimiz için bir daha hiç bakmadığımız bir yüz gibi. Oysa gelenek ona boşuna "Ümmü'l-Kitap", yani Kitabın Anası dememiştir. Fatiha, bütün Kur'an'ın bir tek tohumda toplanmış hâlidir ve tıpkı bir tohum gibi, ancak durup üzerine eğilen, onu kendi içinde çimlendirmeye talip olan için açılır. Bu yazıda o alışkanlığın hızını kırıp, yedi ayetin altındaki dikey kuyuya inmeyi deneyeceğiz.

Kalem suresi bir kibir anatomisiyle açıldı: kırılan kalem, damgalanan burun, kül olan bahçe. Ama sure kapanışında hiç beklenmedik bir yöne dönüyor. Son on ayet artık kibirliyi değil, kibirliye karşı duran Peygamber'i uyarıyor ve onu tam da kibrin zıddı olan bir tehlikeye karşı sakındırıyor: öfkeyle çekilmek, sabırsızlık, ümitsizlik. Sure, kibrin panzehirinin pasif bir teslimiyet değil, sabırlı bir duruş olduğunu tam da burada söylüyor.

Kibrin Anatomik Felci: Secde Edemeyen Katı Boyunlar

Kalem Suresi (17-33. Ayetler) - Yanan Bahçe ve Mülkiyet Kibri: Kapitalin İflası

Yazının tamamını okumak için tıklayın...

İbnü'l-Arabî Perspektifinden Özeti: Kibir, insanın acziyetini unutup sahte tanrılık kurgulamasıdır. Kurtuluş, yalancı iradeyi yere bırakıp secdenin hiçliğinde sonsuzluğa doğmaktır.

İbnü’l-Arabî ile kalbi, Jung ile aklı ve sosyoloji ile beden üçlüsünü inşa ederek, benzersiz bir Kur'an açıklamasını tek bir potada eritiyoruz